Seyahat, Telekomunikasyon, Internet
Haziran, 2008 için arşivler
Chevrolet Tahoe’den fazlasını veremezler herhalde :)
26 Haz
Bu Suudi Arabistan seferimde bloguma sürekli arabalarla ilgili konular yazdım, beni bu hale getiren de 1 ayda 4. kez arabanın değişmesi oldu(1 tanesinin bozulması dışında benim sorumluluğumda değil), Tahoe de verdikleri 5. araba oldu, böyle bir cipe ihtiyacımız vardı, özellikle çölün ortasında çalışmaya başlayıp kumlara saplandıktan sonra
Kısaca Tahoe’den bahsedersem 5.3L V8 motor, otomatik şanzımana sahip ve çevrede görülebilecek diğer ciplerin hepsinden büyük kamyon gibi birşey. İçi çok rahat ve geniş, 3 sıra koltuk var, en önemlisi sakat Arabistan trafiğinde kendimi güvende hissettiriyor ki bu en önemlisi. Bu da fotoğrafı;
Fotoğrafa bakıp, göbekli biri olduğumu sanmayın, gömlek karın bölgesinde toplandığı için öyle çıkmış fotoğraf
Suudi Arabistan’da böyle esaslı bir arabanız varsa, hele bir de benim yaptığım gibi kovboy şapkası takıp Amerikan izlenimi verirseniz, trafikte, polis kontrollerinde, veya Aramco gibi büyük şirketlerin kampüslerinin kapılarında herkes size saygı gösterir, kimse pasaport veya giriş izni falan sormaz, rahatlıkla her kapı açılır, ye kürküm ye yani. Bir de konu açılmışken Amerikalılar burada resmen egemen toplum, üstün ırk gibi muamele görüyorlar onu da belirteyim belki gelirseniz bu bilginin faydası olur…
Riyad’daki Türk kahvehanesi
26 Haz
Yazının başlığını bile kendime yakıştıramadım, sakın beni kahveye giden biri gibi düşünmeyin, Türkiye’de hiç gitmedim, sevmem öyle ortamları. Ama Suudi Arabistan’da olunca hele bir de Türk milli takımı Euro 2008′de yer alırken maçları izlememek olmazdı. Çalıştığımız Khureys bölgesi(Hani şu okulda öğrettikleri Kureyş kabilesi var ya işte oralar) en yakın şehir olan Riyad’a 200km uzakta, ama o koşullara rağmen her maçı izledik. İşten mi diyeyim çöldeki sahalardan mı diyeyim gidip maç bitince gece 2 gibi dönüp sabah 6′da kalkmak bile bizi yıldırmadı.
Aslında yayın anlaşmaları gereği uydularda maç yayını kesilmeseydi, yine digiturk olan bu Türk kahvesine gitmek zorunda kalırdık çünkü buradaki hiç bir Türk Arapça spikerle maç izlemekten zevk almıyor, Arapça öyle bir dil ki sürekli gırtlaktan, boğazını temizler gibi konuşuyorlar aynı zamanda durmadan konuşuyor ve çok bağırıyorlar, bu da belli bir zaman sonra maçın bütün tadını kaçırıyor, inanmazsanız youtube’dan bulun dediğim gibi bir maç veya özet izlemeye çalışın, emin olun hiçbirimiz izleyemiyoruz
Bizim Türk kahvesi de gayet olaylı bir yer, her maç, milli maç dahil çoğu zaman sadece küfürleşmelerle biten bazen de yumrukların konuştuğu bir kavga çıkıyor, biz de izliyoruz
Geçen sefer Arabistan’a gelişimde önemli lig maçlarını izliyorduk, onlarda çok kavga çıkıyordu, yolunuz Riyad’a düşerse ve önemli bir maç varsa veya ihtiyacınız olan bir şeyleri Türklerden daha kolay ve yardımcı bir şekilde öğrenmek isterseniz, burası gelinebilecek en iyi yer.
Bu arada Almanya maçında çok iyi oynayan fakat şanssız bir şekilde elenen milli takımımız bizi burada çok gururlandırdı, biz maçları kazandıkça etraftan tebrikler yağdı üstümüze sanki biz çıkıp oynamışız gibi
Burada Türk milli takımı kadrosundaki bütün isimleri, kimlerin sakatlık yaşadığını, kısaca bütün gelişmeleri takip eden insan sayısı azımsanacak gibi değil, ufak çaplı bir şok yaşattılar bazen bana bildikleri detaylarla…
Kuma saplandık en derininden
22 Haz
Geçenlerde sahaya çalışmaya giderken (bu sefer beyaz Camry) kuma saplandık Arabistan çöllerinde, aşağıda resimde görebilirsiniz;
Benim de resmim var kuma saplanmış arabayla ve arabayı ben kullanıyordum ama sanki suçlu Sezdi gözüksün, psikolojik derinliklerine ineyim insanlar hep Sezdi’nin beceriksiz olduğunu düşünsün diye onun resmini koyuyorum
Çöl dediğime bakmayın bu Aramco’nun(daha önce bahsetmiştim) çok büyük bir projesi ve neredeyse çölün ortasına sıfırdan bir şehir kuruyorlar, işte bu aşamada da yollar tam olarak bitmediği için kimi zaman yumuşak kuma denk gelinebiliyor, oysa 10 metre soldan gitsek orda sert kum vardı ama malesef Sezdi göremedi
Sonra bi kamyon geldi kurtardı bizi Sezdi’nin bizi düşürdüğü bu rezil durumdan
Aslında bu olay hayırlı işlere vesile oldu sayemde
, cip verdiler canavar gibi onu da başka yazıya yazacağım, anlatmak istediğim bir kou daha var resimdeki beyaz Camry ile ilgili, bu olaydan birkaç gün sonra Khureys’den Khobar’a yalnız giderken araba bozuldu Khobar’a 140km kala, çektim kenara motor çalışmıyor, dolayısıyla sadece akü kaldı klimayı çalıştırabileceğim, camı açamıyorum dışarda kum fırtınası, sıcaklık 45 derece, aradım arabanın kiralandığı Budget’ı, burdan kendilerinden bir daha hiçbir şekilde dünyanın hiçbiryerinde araba kiralamayacağımı söylemek istiyorum ayrıca, beni oto tamircisi falan sandı heralde şunu yap bunu yap diyor, üsüne çekici buldum fiyatını beğenmediler, attı sinirlerim ben bilmiyorum yapmak da zorunda değilim dışarda fırtına var, beklemek de zorunda değilim, bırakıyorum arabanı buraya ne halin varsa gör dedim ona rağmen gelmediler, bizim şirketten birilerinin işinin bitip beni kurtarmaya gelmesi 4 saati buldu, geberdim sıcaktan. Aslında arabayı bırakıp bi şekilde bi kamyoncuyla dönerdim ama bütün eşyalarımız, işle ilgili önemli şeyler bagajda olduğu için bırakamadım, susuz, aç tükendim arabada
Dönüşte gittim Budget’a, adam bana arabayı bıraktığınız yere bizi götürmek zorundasınız diyor, iyice delirdim, ağır konuştum bu sefer hakkaten, çizdim bi kağıda tam olarak kaçıncı kilometrede olduğunu, GPS kordinatlarını da yazdım çıktım gittim, yaptıkları tek insanlık su vermek oldu, bir daha mecbur kalmadıkça Budget kapısından girmem.
Bu da böyle bir kötü anı olarak kaldı…
Suudi Arabistan’da sular
22 Haz
Bu sefer size faydalı bir konudan bahsedeceğim, siz de Arabistan’a gelmek durumunda kalırsanız benden önemli bir tavsiye olsun size
Suudi Arabistan uçsuz bucaksız bir çöl olduğu için şebeke suyunu denizden arıtarak karşılıyorlarmış, tabi bu çözüm çok maliyetli bir çözüm olduğu için sanırım burada da “İstanbul’un suyuna deniz suyu karıştırılıyor” şeklinde iddialar var, pek de haksız sayılmaz hani, sular biraz tuzlu gibi
Bu yüzden yıkandıktan sonra içme suyu ile saçlarınızı durularsanız sizin için iyi olur, yoksa (tam olarak sudan mıdır bilemem ama) saçlarda kepeklenme, hafif saç derisinde yanma ve saçların güçsüzleşmesi, dökülmesi gibi reklamlardan öğrendiğim cümleleri kullanırım size
Zaten 50 derecede kurumuşken bi de üstünüzdeki tuzun vücudunuzdaki son suyu çekmesini istemezsiniz eminim…
Bir de şunu eklemek isterim, “bütün gün Arabistan çöllerinde, sıcağında perişan oldum, eve gidip soğuk bir duş alayım” derseniz çok beklersiniz, Suudi Arabistan’da Türkiye’nin aksine sular neredeyse hiç kesilmemesine rağmen asla o soğuk suya kavuşamayacaksınız, hatta bu mevsimde elinizi bile yıkamak istemeyeceğiniz şekilde sıcak akıyor sular, aynı Türkiye’de sıcak su açmışsınız gibi malesef. Sıkıntının boyutunu anlamak için gelip yaşamanız gerekiyor o anları, doğa Arabistan’da size işkence yapıyor
Yılmaz Bektaş’ı tanıyor musun?
22 Haz
Suudi Arabistan’da bu soruyla üçüncü karşılaşmam, hepsi de Filipinlilerden geldi. Daha önce de söylediğim gibi burada fazlasıyla Filipinli yaşıyor, ve iş ortamı gereği farklı zamanlarda samimi olduğum dört Filipinlinin üçü de muhabbet arasında “Yılmaz Bektaş’ı tanıyor musun, gerçekten ünlümü, çok zengin mi?” diye sordular, hatta abartıp “Sizin ülkenizde prens mi?” diye bile sordular, ben de tanımadığımı söyleyince, nasıl bilmezsin, bizim en güzel kadınımızla evli, iş adamı, Ruffa Gutierez bizim güzellik kraliçemizdir falan demelerine rağmen ben boş boş bakmaya devam edince bir tanesinin verdiği tepki çok iyiydi; “Sen heralde sürekli yurtdışında çalışıyorsun, Türkiye’de pek bulunmuyorsun heralde” dedi, yani onun mantığına göre adam Türkiye’de prens herkes tanıyor, tanımadığım için hata bende
Üçüncüsünden sonra yeter artık dedim bi araştırayım kimmiş Yılmaz Bektaş diye? Yazılanlara göre uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Hacı Muhittin Bektaş’ın oğlu, İntel İnşaatın sahibi, Batman’lı işadamı, bir sürü de yeraltı bağlantısı olduğu yazılmış, 2005′te de silahlı çatışmaya girmiş yaralanmış falan.En ilginç sonuç ise IMDB’de(internet movie database) çıktı, The Ruffa Gutierrez & Yılmaz Bektaş Wedding diye bi belgesel var, Yılmaz Bektaş başlığı altında da Türkiye’de bir prens yazıyor, sonra elin Filipinlileri bizim Suudi Arabistan gibi krallıkla yönetildiğimizi sanıyorlar
Neyse evlilik bitmiş sonuçta, neden hala soruyorlar ki
Bu yazımdan çıkaracağınız ders Filipinli biriyle tanıştınız mı, bu soru geldi mi artık neyle karşı karşıya olduğunuz hakkında fikir sahibi olabileceğinizdir, konu dışında bu Filipinliler, Pakiler falan bizim Arapça bilmediğimizi görünce çok şaşırıyorlar, Türkiye’yi bir Arap ülkesi sanıyorlar, demokratik ve laik olmamıza şaşırıyorlar, Türklerin başka bir ırk olduğunu bilmemeleri de beni deli ediyor, nedense her tarafa imajımız bozuk, doğu da, batı da bizi yanlış biliyor, bir keresinde de Avrupa’dan biri “Siz develerle mi dolaşıyorsunuz günlük işleriniz için?” demişti, buyur burdan yak
Kudu’nun 20. yıl kampanyası, ödül: Hummer
6 Haz
Konuya girmeden önce belirtiyim; Suudi Arabistan’da her ne kadar biz şebekeyi genişletmeye çalıştıysak da internet çok yavaş
Hala 64Kb ADSL satıyorlar, maksimum ise 512Kb hatta yeterli kaynakları olmadığı için bir çok şehirde ve semtte ADSL için yeni abone kabul etmiyorlar, geçen gelişimizde bizi çalışırken gören mahalle sakinleri başımıza toplanıp ne zaman internetimiz olacak diye bize kızıyorlardı
Yani beterin beteri var, bir de para herşeye çözüm değil, insanların biraz da çalışması gerekiyor daha iyi imkanlara sahip olmak için, petrolüm var yangelip yatayım zihniyetiyle iş yürümez, zaten ben çalışan Suudi Arap birkaç tane dışında görmedim, bütün mühendislik olsun, kol gücü olsun çalışanlar yabancılar, bunun sonucunda da o kadar petrole rağmen o paranın belki de büyük bir kısmı biz yabancılara geliyor…
Aslında Suudi Arabistan’da internetin yavaş olduğunu, bundan sonra kalacağımız Aramco kampında ise hiç internetim olmayacağını sadece haftasonları(perşembe-cuma) internete girip blog yazma şansım olduğundan bahsedecektim ama gene tutamadım kendimi.
Neyse bugün Kudu isimli fast food restorantına gittik ve aşağıdaki resmi gördüm, çok komik geldi;
İşte bu Kudu fast food zinciri 20. yılı dolayısıyla 20 tane Hummer hediye ediyormuş, yukardaki resimdekiler de talihliler, bu konu çok hassas olduğu için neyin komik olduğunu söylemeyeyim
2. Arabistan seferi ve Toyota Camry
1 Haz
Evet, bu sefer saha çalışmalarına kadar şehir içinde kullanım için verdikleri araba Toyota Camry. Geçen sefer verilen Chevrolet Optra’dan sonra resmen iki sınıf atlattı bu araba; 2.4 motor, manuel şanzıman gene, yapacağımdan değil ama(
) hız göstergesi diyor ki bu araç 240 yapıyor, zaten daha 1. ve 2. viteste yaptıklarını görünce herşey anlaşılıyor…
Bu arada bahsettiğim Chevrolet Optra, Türkiye’de Lacetti adıyla satılıyor, sadece dizaynda bir iki ufak farklılık var.
Neyse Camry güzel ve geniş bir araba, içi de çok rahat, tek gözüme batan eksikliği direksiyonda müzik kontrol düğmeleri yok, günümüzde en vasat arabalarda bile olan bu özellik nasıl olur da Camry gibi bir arabada olmaz anlamadım, işte bu eksikliği yüzünden Suudi Arabistan’da insanlar Camry’leri taksi olarak kullanıyorlar
Suudi Arabistan’da çok fazla Toyota Camry var, hakkaten bir kısmı da taksi…
Bu sefer müşterimiz Saudi Aramco, yani bildiğim kadarıyla dünyanın en büyük petrol şirketi $
Hal böyle olunca ve ham petrolün varil fiyatı almış yürümüşken, nerde petrol ordayız aga$$ Yani SDH işi için Suudi Arabistan sokaklarını gezip Arapların DSL altyapısını genişletirken, TDM ile petrol dolu Arabistan çöllerine transfer olduğum için yarın veya öbür gün bir 4×4 araç verecekler, alınca o konuyu da yazarım, bakalım çölde başımıza neler gelecek, sıcaklık bugün 48 derece







Son Yorumlar